gencler-cocuklar-iletisim.jpg

İLETİŞİM İÇİN

Çocuklarla etkin iletişimle ilgili sunum hazırlarken fark ettim ki, esasında hepimiz her yerde ve tahmin ettiğimizden daha çok zamanı çocuklarla iletişimle geçiriyoruz. Kendi çocuklarımızla, çocuklarımızın arkadaşlarıyla, torunlarımızla, komşunun çocuklarıyla, yeğenlerimizle, kuzenlerimizle, sokakta gördüğümüz çocuklarla, hayatına sosyal sorumluluk adıyla dokunduğumuz çocuklarla ve en önemlisi de içimizdeki çocukla iletişim halindeyiz.

Bu iletişimi etkin hale getirmenin en önemli bacağı da etkin dinlemek.

Peki ne kadar etkin dinliyoruz? Yaptığımız hataları ve neleri daha farklı yapabileceğimizi fark ediyor muyuz? Sorunları çözme konusunda yeni bir yöntem uygulamayı öğrendiğimizde esasında kargaşa ve çekişmelerde azalmalar olabileceğini hissedebiliyor muyuz?

Etkin dinleme, alıcının sadece gelen mesaja yoğunlaşarak kendi duygu ve düşüncelerini, zihninin sesini askıya almasını gerektirir. Dinlerken içimizden karşılaştırma yapmamak, yorum katmamak da gerekir. Karşımızdakinin ayrı bir birey olduğunu, kendisine ait hisleri ve algısı olduğunu kabul etmeliyiz.

Çocuğumuzla etkin iletişim kurmak, onun bizimle konuşabilmesini sağlamak istiyorsak önyargısız ve algılarımız açık olarak onu dinlemeliyiz. Sorgulamadan, ahlak dersi vermeden, suçlamadan, felsefi cümlelerle sıkmadan, başkalarıyla karşılaştırmadan, mantıksal çözümler bulmaya çalışmadan hislerine saygı duyarak dinlemeliyiz.

Diyelim ki çocuğumuz okuldan üzgün geldi. Nedenini de şöyle açıkladı:

“Öğretmen geç kaldığım için beni derse almadı, arkadaşlarımın yanında beni küçük duruma düşürdü.”

Buna karşın biz ona:

“Üzüldüğün şeye bak! Takma kafana! Ne var bunda üzülecek. Boş ver gitsin” gibi aldırmaz sözler söylersek, onu duygularının anlaşılmadığı hissiyle baş başa bırakırız.

“Ders saatlerine dikkat etmelisin, erkenden kalkıp okula gitmeliydin’” diye öğüt verirsek yine onun duygularıyla bağlantı kurmadığımız için bizimle iletişime geçmeyecektir.

“Her zaman istediğimiz olmaz, kimse mükemmel değildir” türünden “felsefi” yaklaşımlar da iletişimi kesmek için birebirdir.

“Geceleri vaktinde uyumazsan olacağı bu işte. Erken kalksaydın. Ders saatlerini bilmiyor musun?” diye suçlamaya başlarsak, yanımızdan uzaklaşmak isteyecektir ve canını sıkan başka hiçbir olayda artık bizimle iletişime geçmek istemeyecektir.

“Öğretmen haklı, dersi senin için bölemezdi” diyerek karşı tarafın davranışını savunan bir cevap da iletişimi kopartır.

“Kızgınlığın aslında içindeki kuralcı babaya duyduğun kızgınlık. Bunu yansıtmışsın!” diye psikanalitik bir cevap da verebiliriz. O da dosdoğru odasına gidip kapıyı kapatır. İletişim yine koptu.

Bütün bu cevaplarla onun duygularına saygı göstermemiş oluruz.

Çocuğumuzla sağlıklı ve sürekli bir iletişim kurmak için şunu söyleyebilirdik oysa:

“Gerçekten de can sıkıcı bir şey yaşamışsın. Olayın arkadaşlarının yanında olması seni daha da üzmüş.”

Bu, onun duygularına saygı duymak, kabul etmektir. Bu sayede çocuk iletişime devam edebilecektir. Çocuklar öncelikle duygularının anlaşılmasını isterler. Düşüncelerin yanlışı olabilir ama duyguların olmaz.

Etkin dinleme çocuklarla ebeveynler arasında kurulacak sıcak bir ilişkiyi destekler. Çocuklara olan sevgimizi göstermenin en iyi yoludur. Etkin dinleme sağladıktan sonra, sorunların çözümünde onlar zaten yardımcı olacaklardır.

Kuraldışı YayıncılıkBanu Uzkut Onuk
Aile ve Öğrenci Koçu
Eğitmen

    Başa Dön